Son Guncelleme01:08:55 PM GMT

Sağlık



Böceklerin yediği meyve-sebzeler sağlıklı

e-Posta Yazdır PDF

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Asım Kadıoğlu, bilimsel anlamda bitkisel hormonun, bitkinin belirli bir yerinden sentezlenen ve çok düşük dozlarda bitkinin büyüme ve gelişmesi üzerine etkili olan maddeler olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Kadıoğlu, hormonların çok düşük dozlarda etkili olduklarından, aşırı kullanıldıkları zaman hem uygulanan bitkiye hem de bitkiyi tüketen canlılara zararlı etkilerde bulunduklarını belirterek, ''Bu nedenle hormonların uygulama dozunun ve zamanının bilinçli olarak belirlenmesi, zararlı etkilerini önemli ölçüde ortadan kaldırır'' dedi.

Meyve ve sebzelerin hormonlu olup olmadığını veya toksik seviyede hormon biriktirdiğini dış görünüşlerinden anlamanın mümkün olmadığını ifade eden Prof. Dr. Kadıoğlu, ''Genelde halk arasında üzerinde bir çıkıntı oluşturmuş meyve veya sebzeler hormonlu olarak nitelendirilir. Bu çıkıntılar hormonlara bağlı olmayan gelişim bozukluklarından da kaynaklanabilir'' diye konuştu.

'GELENEKSEL OLARAK YETİŞTİRİLEN SEBZE VE MEYVELERİ TÜKETMELİYİZ'
Prof. Dr. Kadıoğlu, bu nedenle bir ürünün hormon içerip içermediğinin, ancak gelişmiş laboratuvarlardaki analizlerle anlaşılabileceğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

''Sirke içinde belirli bir süre bekletme gibi uygulamalar tavsiye edilmekle birlikte, bitkilerin hormonlardan arındırılabilmesi için etkili bir metot henüz mevcut değildir. Bununla birlikte herhangi bir böcek veya benzer organizmalar tarafından hasar oluşturulmuş meyve ve sebzelerin hormon ve zirai ilaç birikim seviyelerinin düşük olduğunu söyleyebiliriz. Bu durum halk arasında kullanılan hormonsuz bitki konusunda bize bir fikir verebilir.''

Hormon kullanımıyla ilgili üreticilerin daha fazla bilgilendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Asım Kadıoğlu, şunları kaydetti:

''Genelde pazar çantalarımıza koymadığımız böcek hasarlı meyve ve sebzeler, bir ön testten geçmiş oldukları için tüketimde onları tercih edebiliriz. Kırsal kesimlerde organik tarım tekniği ile geleneksel olarak yetiştirilen sebze ve meyveleri daha çok tüketebilme yollarını aramalıyız. Kırsal kesimlerde bu şekilde meyve ve sebzeler çürümeye terk edilmektedir. Bunların kışın tüketilmek üzere kurutulması, dondurulması veya marmelatlarının hazırlanması yararlı olur.''

Tomografi; Atom bombasıyla eş

e-Posta Yazdır PDF

Doktorların en sık başvurduğu cihazların başında gelen tomografiye her girişin, insanda kanser riskini artırdığı saptandı. Sağlık Bakanlığı da, AB’ye uyum yasaları çerçevesinde konuyla ilgili yönetmelik hazırlığında.

İngiliz uzmanlara göre, bilgisayarlı tomografiye her giriş, insanı kansere biraz daha yaklaştırıyor.

Tomografinin, gönderdiği ışınlarla çok fazla radyasyon yaydığı ve kanser riskini ciddi ölçüde artırdığı iddiası üzerine, İngiltere Sağlık Bakanlığı bu uygulamaya kısıtlama getirme kararı aldı.

Uzmanlara göre, sık tomografi çekilen vücutta biriken radyasyon, İkinci Dünya Savaşı’nda Hiroşima'ya atılan atom bombasından kurtulanlarla eş düzeyde.

Halen konuyla ilgili tek düzenleme Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun cihazların kurulumuna lisans vermesiyle sınırlı. Yeni yönetmelikle, sağlıklı kişilerin yeterli tıbbi gerekçe olmadan radyoloji cihazlarına tabi tutulması yasaklanacak.

Ayrıca Nisan ayı sonunda, medikal görüntüleme cihazlarının denetimini artıran bir protokol imzalanacak. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ve Sağlık Bakanlığı, denetimleri yapmak amacıyla özel kuruluşları yetkilendirecek. Bu kuruluşlar, tıbbi görüntüleme merkezlerindeki cihazların durumuyla ilgili Sağlık Bakanlığı'na rapor verecek.

Radyasyon oranı uluslararası standartlardan yüksek olan cihazlar, önlem alınmazsa hurdaya çıkarılacak. Yurt genelindeki tüm tıbbi görüntüleme görevlileri de Ankara'da eğitimden geçirilecek.

Yıllanmış sarımsak mucizesi

e-Posta Yazdır PDF

Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Klinik Şefi Prof. Dr. Necat Yılmaz, yıllanmış sarımsak ekstraktının (AGE) karaciğeri koruyucu, savunma sistemini güçlendirici, kanseri önleyici etkiye sahip olduğunu belirterek, ''Yıllanmış sarımsak ekstraktı (AGE), kötü kokmayan gençlik iksiri gibidir'' dedi.

Prof. Dr. Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yıllanmış sarımsak ekstraktı (AGE) kullanımının birçok faydası bulunduğunun bilimsel olarak ispatlandığını, Anadolu insanının aslında kendi geliştirdiği yöntemlerle çoğu zaman kendi devasını bulduğunu söyledi.

''Birçok insanın bilip uygulamaya çalıştığı bir yöntemdir AGE hazırlamak. Fakat farklı farklı uygulamaları vardır'' diyen Prof. Dr. Yılmaz, ''Sarımsak çiğ yendiği zaman kokusunun yanı sıra zararlı olabilmektedir. Sarımsak özel olarak hazırlanan bir yöntemle en az 6 ay bekletildiğinde, istenmeyen bileşikler yok edilmekte, mucizevi doğal bir bileşik ingilizce adıyla Aged Garlic Extract (AGE) isimli kokusuz sarımsak ekstraktı oluşmaktadır'' diye konuştu.

Türkiye'de çok sık tüketilen sarımsağın çiğ yendiğinde yarardan çok zarar görüldüğünü, çiğ tüketimin sarımsaktan faydalanılmasını engellediğini ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Çiğ tüketilen sarımsaktaki 'Allicin' denen madde, kolesterol düşürme etkisi yanında, karaciğer, mide, bağırsak sistemini tahriş edip, erkeklerde sperm hareketlerini yavaşlatmaktadır. Oysa dövülmüş sarımsak suda en az 6 ay kadar bekletildiğinde mucize bileşiği ''S-Alilsistein (SAC)'' açığa çıkmaktadır. Bu mucize madde karaciğeri koruyucu, savunma sistemini güçlendirici, kanseri önleyici ve tüm kemoterapatik ilaçların istenmeyen yan etkilerini azaltıcı etkiye sahiptir. Ayrıca bu ekstrakt, kötü kokmayan gençlik iksiri gibidir.''

-ZAMAN BİZİ HAKLI ÇIKARDI-

Zamanın kendilerini haklı çıkardığını görmekten dolayı mutlu olduğunu, en son UCLA üniversitesinden Amerikalı araştırmacıların AGE ve B vitaminin birlikte kullanımının henüz damar sertliği gelişmemiş kişilerde oluşumu engellediğini ve kolesterol düşürdüğünü gösterdiklerine dikkati çeken Prof. Dr. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

''İlaveten birçok hastalığa yol açan homosistein ve oksitlenmiş zararlı bileşikleri de sarımsak ekstraktının düşürdüğünü gösterdiler. 2005-2007 yıllarını kapsayan bu klinik çalışma, 'Preventive Medicine' isimli saygın tıp dergisinin son sayısında yayınlandı. Ülkemizin ilaç harcamalarını azaltmak için sağlıklı beslenmek şart, insanlarımızı beslenme konusunda bilgilendirmek gelecek nesilleri daha sağlıklı yapacaktır.''

Prof. Dr. Yılmaz, Avrupalı ve ABD'lilerin yıllanmış sarımsak mucizesini keşfettiğini, ilaç yapma hazırlıklarında olduklarını kaydetti.

-HAZIRLANIÅžI

Anadolu'da yaşayan insanların yıllardır kullandığı yıllanmış sarımsak ekstraktı şöyle hazırlanıyor:

1 kilo sarımsak soyulup, iyice eziliyor. Bir kavanozun içine konan ezilmiş sarımsakların içine 1 litre su, 5 adet de limon sıkılarak karıştırılıyor, bu karışımın içine 1 litre de sirke ekleniyor. Bunlar karıştırıldıktan sonra kavanozun kapağı iyice sıkılıp, karanlık ve serin bir yerde 6 ile 10 ay arasında bekletiliyor.

Daha sonra yıllanan sarımsak günde bir tatlı kaşığı tüketiliyor. Hiçbir yan etkisi olmayan karışımın kokusuz ve çok lezzetli bir tadı olduğu bildirildi.

 

 

 

 

 

 

Süper Yiyecekler

e-Posta Yazdır PDF

Brokoli: Yaşlanmayı geciktiren bitkilerin başında geliyor. Toksinlerin oluşumunu engelliyor. Vücuttaki hücrelerin zarar görmesini yavaşlatıyor. Kansere karşı da koruyucu.

Portakal: Dinamizmin kaynağı. Damar tıkanıklığını önlüyor. Vücuttaki direnci arttırıyor.

Yulaf: Lif deposu... Kolestrol düşürücü özelliği bulunuyor. Sindirimi hızlandırdığı için de diyet reçetelerinde tercih ediliyor.

Domates: Kanser önleyici antioksidan ihtiva ediyor. Kadınlarda göğüs ve yumurtalık kanseri riskini azaltıyor. Kalp krizi riskini de düşüren özelliği bulunuyor.

Somon balığı: Bir porsiyon somon balığı 19 gram protein ve bolca Omega-3 içeriyor. Omega-3 kalp krizi riskini azaltarak kan basıncını kontrol altına alıyor.

Bezelye: Protein, lif ve nişasta açısından zengin bir besindir. Bezelye vücuda enerji verir ve vücudu kuvvetlendirir. Kasların gelişmesine ve yenilenmesine yardım eder. Kansızlığa iyi gelir. Kan Kanserine karşı koruyucudur. Karaciğerin çalışmasını düzene sokar.

Ceviz: Yüksek kolesterolü düşüren ceviz, damar tıkanıklıklarını ve şeker hastalığı tedavisine yardımcı oluyor. İçerdiği demir sayesinde kansızlığa iyi geliyor.

Böğürtlen: Yaşlılıktan kaynaklanan hafıza kayıplarını önlüyor. İshal ve ağır yarası ile ayak yorgunluğuna birebir. Ayrıca güzellik kaynağı olarak tanımlanıyor.

Yoğurt: Zengin besin değeri sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir, bu özelliği nedeniyle vücudu kanserden korur... Vücutta kendi kendine sindirilen tek gıda yoğurttur. Tüberküloz hastalığına karşı doğal bir antibiyotik etkisi gösterir. Stres, alkol, kolalı ve karbonatlı içeceklerle zarar gören sindirim sistemini korur.

Bal kabağı: Bir küçük tabak balkabağı, günlük beta-karoten ihtiyacının %25'ini, C vitamini ihtiyacının yüzde 10'unu karşılar ve iyi miktarda potasyum içerir. Ayrıca iyi bir lif kaynağıdır. Beta-karoten, birçok kanser çeşidini önlemeye yardımcı olabilir.

Soya fasulyesi: 453 gramlık soya ununda 31 yumurtanın, 6 büyük şişe sütün veya 900 gramlık kemiksiz etin ihtivâ ettiği kadar protein bulunduğu belirlendi. Vücut için birebir...

Hindi: 125 gramı, vücudun günlük folik asit ihtiyacını karşılar. Folik asit, kan hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur.

Ispanak: Antioksidan özelliği taşıyan A vitaminine dönüşen betakaroten içerir. Sağlıklı gözler için gereklidir. Katarakt ve diğer göz tabakalarının bozulmasına karşı lutein maddesi de içerir.

Çay: Günde 2 bardak içilen çayla, 4 elma, 5 soğan, 7 portakal yemiş gibi kalp dostu antioksidan madde almış olursunuz. Özellikle çocukların haftada en az 6 bardak sütlü çay içmesini öneriliyor.