”Simena’nın Çay Bahçeleri” Çay bitkisi ile tanıştılar ve geleceğe daha umutla baktılar.

Yudum yudum tükettiğimiz bir bardak çaya benzetiriz ömrümüzü. Simena köyünde yaşayan insanlar hiç beklemedikleri bir anda hiç tanımadıkları Çay bitkisi ile tanıştılar ve geleceğe daha umutla baktılar. ''Simena’nın Çay Bahçeleri'' çay ağacının doğu Karadeniz bölgesinde tarım şekli olarak yetiştirilmesinin dramatik öyküsünü anlatan bir romandır. 1940 lı yıllarda bölgede yaşayan halkın, özellikle de kadınların ağır çalışma koşullarını ve çayın bir kurtuluş simgesi olarak ortaya çıkışını ve öncelikle kadınların ona sarılmasını ve onu sahiplenmesini işlemektedir. ''Simena’nın Çay Bahçeleri'' Bölümlü Mahallesinden emekli Banka Müdürü, ÇAYSİAD Başkanı Mustafa Yılmaz KAR tarafından kaleme alınmıştır. Çay tarımı uzun bir araştırma sürecinin ardından Doğu Karadeniz bölgemizde uygulamaya alınabilmiştir. Bu çalışma serüveni 1924 yılından başlayarak ilk çay tohumunun ithal edildiği 1938 yılına kadar sürmüştür. Zihni derin bu dönemin en etkili ve en önemli kahramanıdır. Çay Doğu Karadeniz bölgesinde çok büyük bir değişimin ana unsurudur. Bu değişim çalışma koşullarından, hayat standardına kadar büyük bir yelpazede kendini göstermiştir. ''Simenanın Çay Çahçeleri'' roman şeklinde düşünülmüş ve bu değişimin belgesini oluşturacak şeklinde kaleme alınmış bir eserdir. Çay'ın bölgede yaygınlaşmaya başladığı 1950 lı yılları anlatmaktadır. Çay ile ilgili bilgiye sahip olmak isteyen herkese hitap edebilmesinin yanında, iyi bir hikaye kurgusuna sahiptir ve sürükleyici yazı tekniği ile zevkle okunabilmektedir. Çay'ın serüvenini merak eden her okuyucuya hitap edebilmektedir. Turkuaz denizin kıyısında, kayaların gölgesinde serinleyen çay bahçelerini hayal edin… Simena’nın Çay Bahçeleri, yalnızca bir mekânın değil, bir ruh hâlinin hikâyesini sunuyor. Simena'nın zamansız atmosferinde açılan bu küçük bahçeler, aslında Doğu Karadeniz kalbinde saklı duran birer sığınak gibi. Eserde, doğanın dinginliğiyle insanın içsel yolculuğu iç içe geçiyor. Çay bardaklarının buğusunda, dalgaların sesinde ve begonvillerin kokusunda, okuyucu kendini hem geçmişin hatıralarında hem de bugünün huzurunda buluyor. Simena yalnızca bir köy değil; insanın dünyadan kaçıp kendi içine döndüğü bir “iç bahçe” metaforu hâline geliyor. Yazar, satır aralarında yalnızca manzarayı değil; aynı zamanda insan ilişkilerini, hayatın telaşından sıyrılma özlemini, dinginlik ve aidiyet arayışını da işliyor. Böylece “çay bahçesi”, sıradan bir mekân olmaktan çıkarak, insan ruhunun saklı cennetlerinden birine dönüşüyor. Kitap Amazon, Hepsiburada, D&R  ulaşabilirsiniz.