A
- ados
-
o,o kişi
- ağniyo
-
az bulunan, yaygın olmayan
- ahtos piyos
-
ha var ha yok- umrunda değil
- anakhtalo
-
gelişigüzel, rastgele, düzensiz
- alas
-
tuz
- alevra
-
un
- anefera
-
yukarı
- aspağo
-
gidiyorum, (eğo aspağo; gidiyorum)
- aspame
-
gitmek, (ela aspame;gel gidelim, hayde)
- aşhana
-
Oturma odası, yemek yenilen oda
- aşkemo
-
çirkin, (örnek: ado patsi pola aşkemoya; o kız çok çirkin)
B
- beli
-
oğul, (örn: tobelim; oğlum)
- bodam
-
dere,(örnek:podam abacega;dere aşağı)
- bolara
-
ayak, (örnek: teso tabalaras lağosen?;senin ayakların nasıl?(yorgun mu)
C
- ciri
-
baba (örnek; ociris/ocirim; baban/babam)
- cuma
-
uyku (örnek; cumade:uyuyor)
- cide
-
yatmak/yatıyor (örnek; atos çide: o yatıyor)
- ciliya
-
karın (örnek; çiliyam ebonise: karnım ağrıyor)
- çofal
-
kafa (örnek; pola trano çofaleş: çok büyük kafası var)
- çordakh
-
Kiler olarak kulanılan evin orta odası
- ç(s)eli
-
mısırı biçtikten sonra tarlada kalan sapı.
- çzudi
-
saklanbaç oynarken gizlice kaçamak bakmak
D
- adesara
-
üç
- diri
-
peynir
E
- ecumade
-
uyudu
- ebiğa
-
yapmak (örnek; eğo ebiğa: ben yaptım)
- egopanizo
-
vururum seni
- eğhume
-
sahip olmak (örnek; pola ğomara eğho: çok yüküm var)
-
- eğriceses
-
anlamak (örnek; dibo eğriceses: bir şey anladın mı?)
- ekopse
-
bozulmuş (örn:süt kesmesi) ğlici ekopse süt kesti.
-
- ekriğa
-
üşüdüm
- ekriyane
-
üşümek
- eksen
-
dışarda
- ekseris
-
bilirsin (örn; esi ekseris: bilirsin
- eksero
-
bilmek (örnek; eğo eksero: bilirim)
- ena
-
bir, sayı ile 1
- espase
-
şişmek/doymak (örnek; çiliyam espase: doydum/karnım patladı)
- eşerde
-
geliyor
- eşubağo
-
gidiyorum
- eğriceses
-
anlamak (örnek; dibo eğriceses: bir şey anladın mı?)
- ekriğa
-
üşüdüm
F
- fanerode
-
görünmek
- farfuli
-
yazma, başörtüsü
- fayeto
-
yemek, (fayeto efaye; yemek yedi/yemeke yiyor)
- firfil
-
ılık rüzgar-meltem
- firildeka
-
bir çeşit oyuncak, yassı bir cismin ortasından ip geçirilerek elde çevrilerek oynanan bir oyuncak.
- fitruga
-
taze sürgün, (genç güzel "çıtır"kızlar için de kullanılır)
- folamir
-
Sandığın içinde, üst kenarda yer alan kapaklı veya kapaksız içinde ziynet eşyalarının saklandığı küçük ayrı bölüm.
- forfolos
-
titreme gelmek/birden bire heycanlanmak/ ürkülmek
- forfolos olmak
-
başı dönmek, dengesini kaybetmek
- forosiya
-
elbise/kıyafet
- furfidis olmak
-
telaşlanmak
- fuska
-
böğürtlen, yabani böğürtlen
- futsi
-
fındığın dış kabuğu
G
- gondo(y)en
-
o,o kişi
Ğ
- ğala
-
yoğurt
- ğaylaro
-
eşek
- ğeybet
-
dedikodu (Türkçe de gıybet kelimesi)
- ğhamele
-
değirmen
H
- hamucera
-
çilek, dağ çileği
- (k)harhalega
-
ayıklanmış fındık
- haşula
-
yakıcı sıcak, nemli ve sıcak hava
- (k)hızan
-
aç gözlü
- (k)hoğol
-
toz
- homara
-
yük
- horom
-
bükülmüş katlanmış, top biçimine getirilmiş ot.
İ
- ifteri
-
bir çeşit ot, dallı eğrelti otu
- ipşi
-
can
- iskoleka
-
meyvanın kurtlanıp deliklenmesi
- iskoleças
-
meyve kurdu (örnek;tabila iskolecas eftayi; armutlar kurtlandı)
-
- istemli
-
kapaklı bakır güğüm
- işkilo
-
köpek (örnek;ya milayes omo işkilo: ya afkurma(havlama) köpek gibi)
-
J
K
- k(g)anzi
-
dilim
- kada
-
kedi
- kadagom
-
ince, yarılmamış odun
- kadofir
-
kapı eşiği
- kadoğavl
-
ahır
- kadurets
-
altını ıslatan kimse
- kaduro
-
küçük tuvaletiniyapmak, (kaduri; işiyor)
- kafega
-
küçük güğüm
- kaful
-
küçük çalı ve ağaç kümeciği, fındık ve çay vb.
- kagopesfera
-
kötü kaynana
- kaguç
-
bir çeşit çelik çomak oyunu
- kavut
-
kavrulmuş kavuttan yapılan, muhallebiden daha koyu kıvamda, derin kaba konulup ortası açılan ve ortasına teryağlı ballı şerbet dökülen bir çeşit tatlı ve arpadan yapılan un
- kebre
-
hayvan boku
- khabala-mak
-
akurcalamak/karıştırmak, (tomitis mi khabalayes; burnunu karıştırıp durma)
- khark
-
ahşap balkon
- khaşil
-
kavuttan yapılan, muhallebiden daha koyu kıvamda, derin kaba konulup ortası açılan ve ortasına teryağlı ballı şerbet dökülen bir çeşit tatlı
- khavitz
-
kabak çekirdeği ve mısırın kavrulmasından ve şekerin ilave edilmesiyle yapılan bir nevi muahellebi
- khayadiga
-
ahşap küçük balkon
- khober
-
Koyunların ineklerin boyunlarına takılan çıngırak
- khomsilamak
-
ispiyonlamak
- khular
-
kaşık (Ena khular efaye- bir kaşık yemek yedi)
- kleğo
-
ağlamak
- kopra
-
burundaki katılaşmış pislik
- koçimbela
-
elma
- koçino
-
kırmızı
- khular
-
kaşık (Ena khular efaye- bir kaşık yemek yedi)
- koç, koçiman
-
küçük tahta parçalarının
- kodoro
-
gezmek kodoro işkilo (kodoroşkilo) köpek gibi gezersin urundaki katılaşmış pislik
- kofi
-
karalahanın yaprakları ile kökleri arasındaki gövde
- kofin
-
yaprak taşınan fındık çubuklarından yapılan büyük sırt sepeti
- khoğlil
-
sümüklü böcek
- kolizo
-
yakmak
- kolo
-
kıç (okolos kıçın )
- kom
-
dağ evi
- korz
-
tahta tabure
- kremul
-
Kazan ve güğümün asıldığı ocaklardaki metal askı
- kufitsa
-
Daha çok üzüm toplamakta kullanılan fındık çubuklarından yapılan sepet
- kufur
-
mısır koçanı
- kugar
-
eğri
- kugara
-
Meyve fındık toplamak için uzaktaki dalları yakına çekmeye yarayan, ucu çengelli fındık dalından yapılan
- kugul
-
tepe, yığın
L
- laglis
-
yıkamak
- lazut
-
mısır
- loftogara
-
fındık
- logha
-
bunaltıcı sıcak, özellikle çok nemli sıcaklar
- alor
-
süt ekşimesi
- losime
-
ver bana
- luriso
-
gülmek
M
- mada
-
göz tamadas omorfo gözlerin güzel
- madiga
-
çelik çomak oyunu
- makarinas
-
makarna makarinas eftağo makarna yapıyorum
- malez
-
muhalebi
- maliya
-
saç (örn. tamaliyas pala makriya saçların çok uzun )
- mamits
-
eşit aynı
- mavro
-
kara
- mezene
-
tahmin etmek
- mezere
-
köye yakın yerler, mezra
- midi
-
burun (örn. somidis somidis ula akevcesdec )
- minzi
-
yoğurt ekşimeği, peynir çeşidi
- murdar
-
saf olmayan, kirlenmiş
N
- naşezo
-
büyük tuvaletini yapmak
- nistaks
-
uyuklamak
O
- oflan
-
raf
- okamisis
-
gömleğin
- omo
-
gibi, benzeyen
- omorfo
-
güzel (örn: omorfo patsi güzel kız .)
Ö
P
- palan
-
sırt sepeti omzu kesmesin diye kumaştan yapılan sırta giyilen kalın sırt koruyucu o kişi
- panesam
-
sepetin üstüne ilave edilen ilave yük
- patsi
-
Soba (örn. peşkoyi kamleso-sobayı yak)
- peygana
-
babaanne/büyükanne/nine/anneanne/tüm yaşlılar
- pisik
-
kedi
- pleki
-
Ocakta ekmek pişirlen taştan tepsi (örn. plekeyi fayi naftaoğ- plekide ekmek yapacağım)
- pola
-
çok
- puçigayen
-
nerede (örn. ados puçikayen o nerede )
- purpudis
-
acele etmek eli ayağına dolanmak
R
- riniğma
-
sıkıntı yapmak
- rinis etmek
-
canını sıkmak
- Riso
-
Rize
S
- sandiklamak
-
sıçramak (akan/damlayan suyun sıçraması)
- sayda
-
odun kesmeye yarayan testere
- serander
-
mısır, fındık vb. ürünlerin debolanmasına, kurutulmasına ve farelerden korunmasına yarayan ahşap yapı
- simporta
-
kapı
- sorofte
-
Yüksek ve geniş ağaçlarda erişilmesi zor yerlerdeki meyveleri toplamaya yarayan genelde fındık dalından yapılan ve ucuna bez torba takılan
- sospi
-
ev pola trano sospiyen çok büyük evdir
- stafila
-
üzüm
- suhtuç
-
ot taşıma aracı
- unduç
-
içinde çeyiz ve değerli eşyaların saklandığı tahta sandık
- szinzac
-
peynir kurdu
Ş
- şafleya
-
ağzı burnu kirli/akan
- şoldomer
-
geniş bol kıyafetler giyen yapılı kimse
- şongris
-
murdar etmek, temizliğini saflığını kaybetmek
- şorşodo
-
şelale
- şottoro
-
büyük yapılı adam
- şudis
-
kaymak
- şurukhtega
-
düdük
T
- tabila
-
armut
- tabolara
-
ayak (örn. pola ağriyef gene ayaklarım çok ağrıyor)
- tafasula/patisa
-
fasulye
- takaşaş
-
kaş
- takhlela
-
çayır (örn. eşubağo takhlala otlara (kesmeye) gidiyorum )
- tamaşera
-
kol tamaşeram ula ağirevcesdeç Kollarım hep ağırır durur.
- tamica
-
amca (tamicam; amcam, tamican; amcan)
- taşera
-
el
- teşurmek
-
toplamak, meyveleri ağaçtan toplamak
- timanam
-
annem
- timanas
-
annen
- tombala
-
kırık kiremitlerin üst üste konması ve küçük topla belli bir uzaklıktan yıkılması üzerine kurulu bir çocuk oyunu
- tomcirim
-
babam
- toncirim timanam
-
babaannem
- tonciris
-
baban
- topontoli
-
pantolon
- tospitis
-
ev
- trano
-
büyük
U
- uksero
-
bilmemek esi dibo ukseris sen bişey bilmezsin
Ü
V
- vari
-
ağır (örn. pola variyen çok ağır)
- vudero
-
tereyağ